|
|
July 04 geceye açar akşam sefaları ölüme benzer güne vedaları deli dolu bir macera bir şölen bir düğün kadere kısmet narin hayatları
ışığa uçar bütün pervaneler ateşe giderken ne şahaneler dönerek acıyla aşkla şu alemi yana yana rakseder divaneler
bir varmış bir yokmuş dünya masalmış her yolcudan bu handa hoş seda kalmış gökten üç elma düşmüş yuvarlanmış herkes payına düşen elmayı almış sora sora az gidip uz gidip kaf dağına gizini arar saadetin dünyalılar günaha yakın dururken bir yanları ne kadar hazin hüzünlü sevdalılar şığa uçar bütün pervaneler ateşe giderken ne şahaneler dönerek acıyla aşkla şu alemi yana yana rakseder divaneler bir varmış bir yokmuş dünya masalmış her yolcudan bu handa hoş seda kalmış gökten üç elma düşmüş yuvarlanmış herkes payına düşen elmayı almış sora sora az gidip uz gidip kaf dağına gizini arar saadetin dünyalılar
ARKADA$LAR MERHABA . BENIM "YARDIM"A IHTIYACIM VAR . BENIM BURADAKI SITEME GELEN EKLENMI$ GIDEN EKLENMI$ . BENIM "KENDI" ARKADA$LARIMIN DI$INDA TABIKI !
HIC TANIMADIGIM "LEVENT"LER VEYA "TAHIR"LER VARMI$ LISTEMDE . FARKINDA OLMADAGAN BENDE "KABUL ETMI$" OLABILIRIM AMA BILEREK DEGIL !
$IMDI ISE "TEMIZLIK" YAPMAK ISTIYORUM , SILMEK ! ISTIYORUM AMA NASIL YAPILIR BILMIYORUM . BANA BU KONUDA YARDIMCI OLURSANIZ BENI COK MUTLU EDERSINIZ
DAHA ÖNCE ALMANYADAN BIR DEGERLI ARKADA$IM VARDI ONA SILDIRIYORDUM AMA COKDANDIR O ARKADA$IMDA YOK MEYDANLARDA :(
$IMDIDEN HER$EY ICIN TE$EKKÜRLER . SAYGILARIMLA , GÜL
October 18
Sizi tarihler ve kültürler arasında büyülü bir Müzik yolculuğunda yanımıza alıyoruz.
Klasik Batı Müziği ve Klasik Türk Müziğinin birbiriyle kaynaştığı unutulmaz müzik deneyiminin büyüsüne kapılın.
Bu gösteri size tarihin kültürlerine yeni bir bakış acısı sunarak, tarihler ve kültürler arası müziğe farkli bir anlam kazandıracak.
Klasik Bati Müziginden yola çıkıp, Klasik Türk Müzigine uzanarak farklı kültürlerin müziklerini karşılastırmak için müzik severlere kaçırılmaz bir fırsat, kültür ve sanat adına anlamlı bir tecrübe.
Barok Müzikten, Klasik ve Romantik Müziğe uzanan, geniş bir repertuarın sunulduğu, zengin showlarla süslenmiş, müziğin kültürler arasında yaptıgı eşsiz dansının öyküsü.
Isviçreli genç nesillerden Trio "Nota Bene" nin keman, çello ve piyano ile katıldığı bu benzersiz gösteride, Türkiye’den "Istanbul Alla Turca" kanun, ney, bendir, tef, ud, çello, keman gibi tipik oryantal enstrümanların ve solisti eşliğinde sahne alıyor. Modern ve geleneksel izlenimlerin buluşmasıyla yaşanan unutulmaz bir deneyim.
Bu kültür gösterisinde, Klasik Batı Müziği ve Klasik Türk Müziğinin tarihsel buluşmasına tanık olacak, farklı kültürleri birbiriyle kaynaştırmak için farklı bir müzik yolculuğuna çıkacaksınız.
Önemli bestekarlardan Johan Sebastian Bach, Mozart, Gabriel Fauré, Itri Efendi, Dede Efendi , Ismail Hakkı bey ve diğer değerli bestekarların eserleri bu muhteşem müzik gösterisini süsleyecekler. Kanun, kalbi yumuşatan keman, piyano ve yoğun duygulu ney ile tüm duyuların uyanacağı, duygu yüklü bir gösteri sunuluyor.
Müzik adına unutulmaz bir deneyim yaşamak isteyen tüm müzikseverlerin buluşma noktası!
Bilet fiyatları 1. kategori; 69.—Fr 2. kategori; 59.-- Fr. 3. kategori; 39.-- Fr. 4. kategori; 29.-- Fr.
|
27 Ekim 2008 Basel Volkshaus
 |
-
Wir nehmen Sie mit auf eine musikalische Reise. Lassen Sie sich durch das Zusammenspiel zwischen europäischer und türkisch klassischer Musik inspirieren.
Diese Darbietung bietet Ihnen eine neue Perspektive die Geschichte dieser Kulturen zu erleben. Es ist die ideale Gelegenheit die verschiedenen Kulturen und Klänge, beginnend mit der klassisch europäischen Musik und dem Übergang zur klassisch türkischen Musik zu vergleichen.
Das Musikrepertoire reicht von Barock über Klassik bis hin zur Romantik. So tanzt die Musik zwischen den beiden Kulturen hin und her, verbunden mit einer abwechslungsreichen Show.
Es sind das bereits etablierte Trio "Nota Bene“ mit Schweizer Musikern an der Violine, am Cello und am Klavier sowie die "Istanbul Alla Turca" Gruppe aus der Türkei unter der musikalischen Leitung von Ceyhun Domaclioglu und seinem Solisten zu hören. Mit der orientalischen Zither, dem Ney, dem Bendir, dem Tamburin, der Laute, dem Cello und der Violine wirken noch weitere typisch orientalische Instrumente bei diesem einmaligen Spektakel mit. Ein unvergessliches Erlebnis aus einer Mischung moderner und traditioneller Eindrücke erwartet Sie.
Erleben Sie mit dieser Show ein Zusammenspiel zwischen europäischer und türkisch klassischer Musik. Ein idealer Moment, um die beiden Kulturen zu vergleichen.
Namhafte Komponisten wie Johan Sebastian Bach, Mozart, Gabriel Fauré, Itri Efendi, Dede Efendi und Ismail Hakki Bey und weitere bekannte Komponisten schmücken die musikalische Veranstaltung. Hier werden alle Sinne wachgerufen, sei dies mit der orientalischen Zither, mit den sanften Tönen der Geige, mit dem Klavier oder auch durch das stark emotional klingende Ney.
Wer sich für die Vielfalt der verschiedenen Musikkulturen interessiert, dem wird diese Show zum unvergesslichen Erlebnis!
Ticketpreise 1. Kategorie; 69.—Fr 2. Kategorie; 59.-- Fr. 3. Kategorie; 39.-- Fr. 4. Kategorie; 29.—Fr
27 Ekim 2008 Basel Volkshaus
April 08
Son zamanlarda sitemize Bulgaristan'dan üye olan, güzel bayan fotoğraflarını kullanarak sahte profil oluşturan bazı kötü niyetli kişiler üyelerimizden telefon numaralarını istemektedirler. Genelde kötü niyetli olan bu kişiler kurbanlarını telefonla arayıp çesitli bahanelerle duygu sömürüsü yaparak para istemektedirler. Genelde fakirlik ve hastalık nedeniyle zor durumda olduklarını söyleyip veya 'seni görmeye gelmek istiyorum uçak/otobüs bileti alacağım' gibi bahanelerle çoğu defa WESTERN UNION aracılığı ile para yollatmaya çalışmaktadırlar. Parayı aldıktan sonra profillerini iptal etmekte ve ortadan yok olmaktadırlar. Daha sonra yeniden sahte bir profil yaratıp dolandırıcıklarına devam etmektedirler. Üyelerimizin Bulgaristan'dan bağlanan bu dolandırıcılara karşı tedbirli ve uyanık davranmaya çağırıyoruz. Unutmayın ki Bulgaristan Avrupa Birliği üyesi ve milli gelir bakımından Türkiye'den daha zengin bir ülkedir. Avrupa Birliği üyeliğinden dolayı her Bulgaristan vatandaşı elini kolunu sallayarak Almanya ve Fransa gibi ülkelere gidip çalışabilir. O yüzden üyelerimizden böyle duygu sömürülerine kesinlikle inanmamalarını tavsiye ederiz. Ayrıca bu şekilde süpheli davranişlarda bulunanların her türlü IP ve e-posta adresini Emniyet ve Savcılık gibi resmi makamlara bildireceğimizi açıkça belirtiriz. April 01 BIR AVUCTU ARADIGIM YUREGIMI KOYACAGIM , BIR CIFT GOZDU , GOZUMDEN SAKINACAGIM BAKMAYA KIYAMAYACAGIM
March 31
|
läuft am Montag 31.3.2008 in ... |
BU FILIMIN KITABINI OKUYANLARDAN DUYDUGUM KADARIYLA COK TAVSIYE EDILEN BIR HIKAYE IMIS
BEN GIDECEM GIDECEM GUYA AMA HALA GIDEMEDIM
SIMDI BAKMAK ISTEDIM HANGI GUNLER NERDE OYNUYOR DIYE AMA SADECE MONTAG ICIN OLANLARI BULDUM
ILK KEZ NET DEN SINEMA ARASTIRDIM J
BILGISI OLAN BANA YARDIMCI OLURSA COK SEVINIRIM
BEN CUMA CUMARTESI PAZAR GIBI DUSUNMUSTUM GITMEYI
SIMDIDEN TESEKKURLER … HOSCAKALIN March 27
__________________A ________________aAA ______________gAAAA _____________aAANAN ____________JNNMNNN_¿¿¿¿¿¿gg¶¶g¡ ____g¿_______ÑÑJÑg¶ÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑ- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - _ ____ÑÑÑѶ¿___’Ñ_*ÑÑÑÑÑÑѰ$°ÑÑ?- - - - - - - - - - - - - - - - - ?ÑÑÑ¿ ____ÑÑ®ÑÑÑÑ__æg¶¶¶g¡_Ñ_gÑÑѶ¶Nþ- - - - - - - - - - - - - - - - - ’ÑÑ[ ______Ѷµ¯g¶ÑÑÑÑÑÑÑÑØ_¶ÑÑÑÑÑÑ- - - - - - - - - - - - - - - - - ÑÑ_¹ÑÑ __________~¶ÑÑÑÑÑÑÑѸ¶_¶Ñ ¶Ñ¶@ ÑÑgÑѶþ __________¶ÑÑÑÑÑÑ¡ÑÑ®_Ñ@»^°_,ÑLÑÑ- - - - - - - - - - - - - - - - - ÑÑѾ __________¶ÑÑÑÑÑ_ÑÑÑѶg¿¿¿g¶ÑÑNÑ- - - - - - - - - - - - - - - - - ÑÑÑÑÑL __________,ÑÑÑÑÑL_ÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑg- - - - - - - - - - - - - - - - - ÑÑÑÑÑÑ __________áÑÑÑÑÑÑ¿_ÑÑÑÑÑÑÑÑÑѯ-- - - - - - - - - - - - - - ��- � ?ÑÑÑÑÑ ___________ÑÑÑÑÑѶg¿_¯^^^¿g¶ÑÑÑÑLÑ- - - - - - - - - - - - - - - - - ѯ __________]Ñѯ__¶ÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑ?- - - - - - - - - - - - - - - - - - _________,ÑÑ____¶ÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑÑѯ- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - ________¿ÑÑ______¶ÑÑÑÑÑÑѰ¿¿¿¿¿__- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - ______¿¶ÑmNN~°°°°~¯^^^^¸¿¿ã¿^°ÑÑÑ- - - - - - - - - - - - - - - - - Ѷg_ ____æÑÑ__`µ’¶µ__________ÑÑÑÑÑѶgg¿- - - - - - - - - - - - - - - - - °ÑѶþ¿_ _g¶Ñ______ÑÑ¿ÑѶ_________¯ÑÑÑÑÑÑ?Ñ- - - - - - - - - - - - - - - - - ÑÑÑÑÑþ_ JÑ________¶ÑѾ`ÑÑç ¯¯¯^^¯¯¯¯ ¯¯ __________`ÑÑѶÑÑÑ_ ___________'¶ÑÑÑÑÑ® _____________¯ÑÑÑÑÑ ________________°ÑÑl
March 20
PEYGAMBER EFENDİMİZ Sallallahu Aleyhi Wesellem'in DOĞUMU Mîlâdın 571, Rebîülevel ayının 12.gecesi, (Nisan ayının 20.günü) Mekke ufukları ağarırken Peygamber Efendimiz, Hz.Muhammed-ül Mustafa Sallallâhü Aleyhi ve Sellem dünyâyı şereflendirdi. O'nun doğduğu sabah, âlem başka bir âlem oldu, cihan nurla doldu. Zirâ O'nun teşrifleri sıradan bir hâdise değildi. Bütün peygamberlerin geleceğini müjdelediği ins-ü cin'in ve melâikei kirâmın teşriflerini beklediği bir peygamberdi O.. Bu yüzden, geceler içinde benzeri yoktur. Kâinâtın en azametli hâdisesi bu gece vukûa gelmiştir. Bütün âlem bu geceyi bekliyordu. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem'in babası Abdullah, az zaman önce vefât etmiş olduğundan, annesi Hz.Âmine hiç zahmet çekmeden dünyâya getirdiği bu nur topu çocuğu, dedesi Abdulmuttalib'e müjdeleyince, bahtiyar dede torununun doğumuna pek sevindi. Hemen bir ziyâfet vererek O'na isim koydu. Kureyş uluları; "Bu ziyâfete sebep olan çocuğa ne isim koydun?" diye sorduklarında, Abdulmuttalib; "Muhammed ismini verdim." dedi. Onlar; "Ecdâdında olmayan bu ismi vermekten muradın nedir?" diye sorunca, Abdulmuttalib; "Umarım ki O'nu yerde halk, ulvîlikler âleminde Hakk pek çok övecek" diye cevap verdi. (Zîra, Muhammed; «pek çok hamd-ü senâ olunmuş kimse» mânâsına gelmektedir.) Peygamber Efendimiz'in doğduğu gece dünyâda fevkalâde hâdiseler oldu. Şöyle ki: O devrin en büyük devleti Kisrâ'nın sarayında, mimarların mühendislerin yıkılmaz diye rapor verdiği ondört sütun çöktü. Sâvâ gölü kurudu. Mecûsîlerin uzun müddetten beri sönmeden yakıp tapındıkları ateşgedeleri söndü. Müşriklerin Kâbe üzerine koymuş oldukları putlar devrilip kırıldı. Onların, hâşâ, Allah diye tapındıkları putları küp kırığına dönmüştü. Bütün bunlar çok mühim bir şeye işâret ve beşâretti. Çünkü, Hak gelmiş, bâtıl zâil olmuştu. Hakkı telkin ve tebliğ edecek olan Kâinâtın Efendisi, Peygamberler Peygamberi, Fahri âlem, Muhammed'ül Mustafa (Sallallahu Aleyhi Wesellem) doğmuştu. Gerçekten ilerde İran'ın saltanatı yıkılacak, Bizans İmparatorluğu dağılacak, putperestlik sönecek, küfrün bataklığı kuruyacaktı ESHAB'DA RASÛLÜLLAH Sallallahu Aleyhi Wesellem'in SEVGİSİ Târih, Eshâbı Kirâm'ın Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem sevgisi gibi bir sevgi kaydetmemiştir. Şu hâdiseler bunu te'yid eder: Mekkeliler İslam oldukları için Zeyd bîni Disne ve Habib bîni Adiyy'i öldürmek istemişlerdi. Zeyd (R.A.) tam öldürüleceği zaman Ebû Süfyan, O'na şöyle hitâb etti: "Şimdi senin yerinde Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem)'in olmasını ister misin? Onun boynu vurulsun. Sen de âilenin yanına git!". Zeyd şöyle cevap verdi: "Ben, âilemin yanında otururken, Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem'in ayağına bir dikenin bile batmasına razı olmam". Ebû Süfyan şöyle dedi: "İnsanlardan Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem)'in Eshâbı gibi Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem)'i seven bir kavim görmedim." Habib bîn-i Adiyy ise, öldürülürken şu şiiri okudu: "Madem ki Müslüman olarak öldürülüyorum, o halde ölüme hiç önem vermem. Benim mücâdelem, ne yönde olursa olsun, ancak Allah içindir. Eğer, Allah dilerse parçalanan her uzvu mübârek kılar." İbni İshak'ın bildirdiğine göre; Ensar'dan bir kadın Uhut harbinde kocasını, babasını, kardeşlerini kaybeder. Yâni hepsi şehid olurlar. Bu durum kendisine duyurulunca, şöyle sorar: "Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem nasıldır?". Eshab derler ki: "Allah Rasûlü sıhhattedir." "Bana gösterin, O'nu göreyim." dedi ve nihâyet gördü. O'nun hayatta olduğunu görünce tatmin oldu ve şöyle dedi: "Bütün musîbetler, O hayatta olduğu için küçük sayılır." Rasûlüllah'ın Sevban adında bir hizmetçisi vardı. Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem'i o kadar çok severdi ki O'na hiç sabredemezdi. Yâni, O'nsuz hiç yaşayamazdı. Bir gün, Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem'e hüzün içinde, çok üzgün bir halde geldi. Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem O'na hâlini sordu. Sevban şöyle cevap verdi: "Ey Allâh'ın Rasûlü! Hiçbir yerim ağrımıyor, yalnız sizi birkaç gündür göremedim. Size karşı içim doldu. Sizi çok özledim. Âhirette sizin yerinizin, ûlvi bir yer olması hasebiyle, orada sizden uzak kalacağımdan korktum. Ayrılık korkusu beni bu hâle düşürdü". Bu esnâda, Allâhü Teâlâ şu âyeti indirdi: "Kim Allâh'a ve Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem'e itâat ederse, işte onlar; Allâh'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyi adamlarla beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır". Bu Âyeti Kerîme gelince kederi gitti ve sıhhati eski hâline döndü. Hz.Bilâl'ın ölümü yaklaşınca âilesi ve çocukları çok üzülüyorlardı ve üzüntülerini «Ne büyük felâket» diye açıklıyorlardı. Halbûki, Hz.Bilâl ise şöyle diyordu: "Ne güzel lûtuf. Yarın, Allâh'ın sevgilisi Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem) ve O'nun Eshâbıyla beraber olacağım." İmânın tatlılığı ve muhabbetin önemi hakkında Fahri Kâinât Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem şöyle buyuruyorlar: "Üç şey kimde bulunursa, îmânın tadını tam olarak alır; Allah ve O'nun Rasûlü'nü herşeyden daha fazla sevmek, İnsanları ancak Allah için sevmek, Cehenneme girmeği kötü gördüğü gibi küfre dönmeği de öyle kötü görmek." Yarabbi bizlerin Rasülüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem'e sevgisini ashabın sevgisi gibi kıl...(Amin) Rebîu'l-Evvel Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Wesellem) Efendimiz bu ayın 12'sinde dünyayı şereflendirmişleridir. Bu itibarla, senenin ilk kandili olan Velâdet kandili (Mevlid gecesi) bu ayın 12'nci gecesidir. Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için bir tesbih namazı kılmalı..Bilen ehli için Hatmi Enbiya yapılmalıdır.. Bilmeyenler ise dua niyeti ile enbiyaların Hz.Adem Aleyhisselam,Hz.Eyyub Aleyhisselam,Hz.Yunus Aleyhisselam ve Hz.Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem Efendimiz'in mübarek dualarını (Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym)okuyabilirler... Tesbih namazına niyet: „Yâ Rabbî, niyet eyledim rızâ-i şerîfin için tesbih namazına. Yâ Rabbî, bu gece teşrifleriyle âlemleri nûra garkettiğin sevgili habîbin, başımızın tâcı Resûl-i Zîşân Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem'in hürmetine ve bu geceki esrârın hürmetine ben âciz kulunu da afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Allâhü Ekber“ Bu gece ve bu ay içinde mümküm olduğu kadar salât-ü selâmı (Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye) çok okumalıdır.
__________________
 March 17
DOST BİLDİKLERİM
Sanırdım gündüzdü onlarla gecem İçimde ümitti dost bildiklerim Ne zaman yıkılıp yere düştüysem Bırakıp da gitti dost bildiklerim Hepsi varken baharımda, yazımda: Kışın bir burukluk kaldı ağzımda Seneler senesi oysa gözümde Cihana eşitti dost bildiklerim Nerde o sözlere kandığım günler? Her gülen yüzü dost sandığım günler Acıdan kahrolup yandığım günler Ta canıma yetti dost bildiklerim
March 08
Ben bir anayım, gözümde yaş. Avuçlarımda bir dua. Yeni doğan bir bebenin. İlk çığlığında. Parçalandı yüreğim. Ellerim kan kustu. Ağlıyordum buruk. Ama sevinçli.
CENNET O GÜZEL CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDA.
Ben bir anayım uzak dağların başında. Bir çoban kulubesinde kuzuların sesinde. Sana niniler söyledim. Bir tahta beşikte sallandı kaderim. Hasta odun ağladım arkan sıra. Seni öptüm kokladım. Seni sevdim seni çok sevdim. Saçlarını okşadım doyasıya.
CENNET O GÜZEL CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDA
Ben bir anayım sana süt verdim. Ak göğsümden uzun uzun emzirdim. Bir güvercin kanadında uçar yüreğim. Mavi göklerin derinliklerine. Seni sevdim, seni sevdim. Bir can gibi canım gibi. Dünyalar kadar sevdim seni. Seninle dostluk kurduk meleklere.
CENNET O GÜZEL CENNET. ANALARIN AYAKLARI ALTINDA.
Canımın içinde bir can gibiydin. Seninle güldüm seninle ağladım. Ben anayım sen büyüdün, büyüdün. Ben umudumu hep sana bağladım. Gönlümde bir çiçekli bahardın.. Gözlerime ışık veren bir neşe. Sen gimede ben girerim ateşe.
CENNET O GÜZEL CENNET. ANALARIN AYAKLARI ALTINDA
March 01
Rusya'da kuş çocuk bulundu...
Rusya’da annesinin kuş gibi yetiştirdiği ve sadece kuş gibi "cıvıldayarak" iletişim kurabilen bir erkek çocuğu bulunması büyük şaşkınlık yarattı. Rus Pravda gazetesinin haberine göre, 7 yaşındaki "kuş çocuk" tüm yaşamını, kendisine evdeki hayvanlardan birisi gibi davranan annesiyle birlikte kuş kafesleriyle dolu bir apartman dairesinde geçirdi. 31 yaşındaki annenin çocuğuyla konuşmadığını ve onu kuş dilini öğrenmeye zorlayarak bir kuş gibi yetiştirdiğini yazan gazetenin bildirdiğine göre, Galina Volskaya isimli sosyal uzman, her yerde kuş pisliği bulunan iki odalı apartman dairesinde buldukları çocuğun herkesi büyük şaşkınlığa uğrattığını söyledi. "Onunla konuşmaya başladığınızda, kuş gibi cıvıldıyor" diyen Volskaya, iletişim kuramayan ve kollarını kuş gibi çırpan çocuğun durumunun kendilerinde büyük üzüntü yarattığını belirtti. Vahşi hayvanlarla büyüyen "Mowgli" karakteri özellikleri gösteren çocuğu yetkililer, annesinden alarak bir tıbbi merkeze teslim ettiler. February 29
Fransa, 52 yaşındaki emekli öğretmen Chantal Sebire'nin dramını konuşuyor. Çok nadir görülen "esthesioneuroblastoma" (ENB) isimli hastalığa yakalanan Sebire, cumhurbaşkanı Sarkozy ile görüşerek ötanazi yapmasına izin verilmesini istedi. "Bir hayvan bile benim yaşadıklarımı yaşamamalı" diye konuşan Chantal, 2000 yılında hastalık sebebiyle tat ve koku alma duyusunu kaybetmiş. Tümör daha sonra yüzüne yayılarak gözlerine kadar ulaşmış. Geçtiğimiz ekim ayında görme yetisini de kaybeden Sebire'nin 3 çocuğu bulunuyor. Ötanazi Fransa'da da çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi yasal değil. ENB hastalığına geçtiğimiz 20 sene içinde, dünya çapında sadece 200 kişide rastlanmış. Şimdi Sarkozy'nin emekli öğretmen için bir istisna yapıp yapmayacağı tartışılıyor..
RABBIM SEN BÜYÜKSÜN , SEN KORU ALLAHIM . SEN DERMANSIZ DERT VERME KURBANIN OLDUGUM . NE HASTALIKLAR VAR DÜNYADA . HALIMIZE SÜKÜR ETMEYI UNUTMAMALIYIZ…! February 28
27 Şubat 2008 / Çarşamba - 17:00 Önceki Haber Sonraki Haber »
Dünyanın sonu ne zaman?
İngiliz bilim adamları Dünya'nın sonunun ne zaman geleceğini tespit etti! Peki ama ne kadar zamanımız kaldı?İngiltere'deki Sussex Üniversitesi Astronomi Bölümü'nden Robert Smith "Güneş'in çekimi ve Dünya'nın geleceği mesafe dünyanın tamamının buharlaşması için yeterli" açıklamasını yaptı. Smith sözlerini şöyle sürdürdü: "Güneş'teki hidrojen tamamen helyuma dönüştüğünde, Güneş şu ankinden 250 kat daha büyük bir hale gelecek ve büyük bir ateş topuna dönüşecek. Ağırlığının artması ise çekim gücünü azaltacağından Dünya Güneş'ten uzaklaşacak. İlk bakışta bu uzaklaşmanın Dünya'yı korkunç sondan kurtaracağı düşünülebilir. Ama gerçek böyle değil. Dünya kendi çekim gücü nedeniyle Güneş'te gel-gitler oluşmasına neden olacak, bu gel-gitlerden yeterince uzaklaşamayacak, Güneş'in etkisinden kurtulamayacak ve korkunç son gerçekleşecek". Robert Smith daha önce Dünya'nın yörüngesinin genişlemesi ve Güneş'ten uzaklaşacak olması sayesinde sondan kurtulabileceğini öne sürmüştü. Ancak yaptığı yeni araştırmalar, gezegenimizin yeterince uzaklaşamayacağını ortaya koydu. Neler olacak, ne yapılabilir? Sonuç olarak iki tarih veriliyor. Birincisi, Dünya'nın Güneş'in korkunç etkisi karşısında dayanamayıp yok olması günümüzden 7,6 milyar yıl sonra gerçekleşecek. İkinci tarih ise Dünya'daki hayatın bundan çok önce sona ereceğini gösteriyor. Sıcaklık artışının dayanılmaz seviyeye gelmesi için şunun şurasında bir milyar yılımız kalmış durumda. Bu sondan kurtulmanın yolunu ise Robert Smith şu şekilde açıklıyor: "Gelecek nesiller Dünya'nın yörüngesini değiştirecek çözümlere ulaşabilirse, gezegeni Güneş'in etkisinden kurtarmak mümkün olabilir. Ancak bunun da çok büyük riskleri var. Örneğin yanlış bir hesap her şeyi alt üst edebilir ya da bir asteroid tüm planları alt üst edebilir". Farklı araştırmalar ne diyor? Geçtiğimiz yılın sonlarında İspanya'daki Salamanca Üniversitesi'nin yaptığı araştırma ise Dünya'nın sonunun zamanın durmasıyla geleceği fikrinin ortaya atılmasına neden olmuştu. Bu fikre göre zamanın durması var olan enerjinin tükenmesiyle gerçekleşecek. Araştırmayı yürüten Profesör Jose Senovilla, Dünya'nın dönmesinin enerjiyle gerçekleştiğini, enerji tükendiğinde Dünya'nın da duracağını söylemişti. Yeni araştırmalar ise çok farklı bir senaryo çiziyor. February 18
Ben arkadaş ve dostlukların son zamanlarda iyice çıkarcı bir temele dayandığına inanıyorum. Bir süre anlaştığını zannediyorsun sonra pardon deyip, çekilip gidiliyor Okulda en samimi olduğunuz arkadaşınızın başka bir okula tayininin çıkması durumu.. Ya da yıllardır oturduğunuz evden taşınmanız sonrası görüşme durumları... İnsanın doğasında belki çıkarcılık var ama önemli olan bence dostlukların kalıcı olabilmesi... İnsanın çok arkadaşı olabilir ama dostlarının sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadardır.. DOST VARDIR GIDA GIBIDIR,ONU HEP ARARSIN.DOST VARDIR ILAC GIBIDIR GEREKIRSE ARARSIN. DOST VARDIR HASTALIK GIBIDIR, ONU ARAMAZSIN O SENI BULUR.. Öyle dostların bulunması dileğiyle...
Bazı Arkadaşlarınız..., arkadaşlık çıkar ve menfaat olmamalıdır... Bazı arkadaşlarınız zaaflarınızı öğrenmeye çalışır, bulur ve kullanır. Bazı arkadaşlarınız da zevklerinizi tespit eder, onlara hitap etmeye uğraşır. Bazı arkadaşlarınız zayıflıklarınızı görür başınıza vurur. Bazı arkadaşlarınız da zayıflıklarınızı bilir, örtmeye çalışır. Bazı arkadaşlarınız ayağınız taşa değdiğinde sizi terk eder. Bazı arkadaşlarınız da ayağınıza diken batsa yüreğinden kan damlar. Bazı arkadaşlarınız cebinize yakındır. Bazı arkadaşlarınız da yüreğinize... Bazı arkadaşlarınız sizi ortak olduğunuz her amaçta ikinci görmek ister. Bazı arkadaşlarınız da ise omuzlarına çıkarır, ikinciniz olmaktan şeref duyar.. Bazı arkadaşlarınız sıkıntınız sorununuz olmadığında yanınızdadır. Bazı arkadaşlarınız da sıkıntılarınızı paylaşmaya koşar. Bazı arkadaşlarınıza sofrayı paylaşırsınız. Bazı arkadaşlarınızla da kavgayı. Birinciler arkadaştır, ikinciler ise dost.. Ve bilir misiniz, her zaman birincileri tercih eder, ikincileri aşağılarız. Ve bilir misiniz, o yüzden gerçek dostluk yok denecek kadar az olur. Arkadaş, yaşayan bir hazinedir ve eğer bir arkadaşınız varsa hayatın size bağışladığı en değerli armağanlara sahipsiniz demektir. Arkadaş, bir sığınaktır. Arkadaş, bir tebessümdür. Arkadaş, nerede olursanız olun, ne kadar yakın ya da uzakta olursa olsun daima elinizi tutan bir eldir. Arkadaş, her zaman orada olan ve her zaman gözeten birisidir. Arkadaş, kalpteki ebediyet duygusudur. Arkadaş, anahtarınızı teslim edebileceğiniz kimsedir. Arkadaş, sahip olabileceğiniz en hoş şeylerden ve olabileceğiniz en iyi şeylerden biridir.__________________
January 27 kadin-adam-seytan ucgeni:))) insanlığın ilk varoldugu dönemde, adamın biri seytanı yakalamaya karar vermiş. Ancak bunun için 40 yıl Tanrı'ya ibadet etmesi gerekiyormus.Karısıyla , dostlarıyla ve bütün dünyayla iliskisini kesmis, kendisini ibadete adamış. 40 yil sora Tanri, ibadetinin karşılığı olarak ona agzı kapalı bir şişenin içinde seytanı sunmuş. Artık özgürmüs adam. Dünyada neler olup bittigini görmek, nelerin degistigini ögrenmek için sabırsızlanıyormuş. Şişeyi karısına teslim etmis, ona iyi sahip olmasını söylemiş ve disarıya çikmis. Kadincagiz seytani çok merak ediyormus. Ve merakina yenilip sisenin agzini açivermis... Açar açmaz da seytan siseden firlayip cikmis ve gülmeye baslamis. Merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik emegini bosa çikardin ' diye alay etmis kadinla. 'Yok canim' demis kadin. 'Sen hiç o sisenin içinde olmadin ki' 'Nasil olur?' diye haykirmis seytan. 'Sen de gördün... siseden çiktim ben!' 'Hiç o sisenin içinde degildin, inanmiyorum buna. Nasil o küçücük siseye girebilirsin ki?' Kafasi atmis seytanin. 'Gireyim de gör! ' demis ve yeniden sisenin içine girivermis. iste böyle... Adamin seytani hapsetmesi 40 yilini, kadinin ise yalnizca 5 dakikasini almis. seytan da söyle isyan etmis Tanri'ya 'TANRIM, MADEM KADINI YARATACAKTIN, O ZAMAN BENi NEDEN YARATTIN? BANA BUNU EMAILDEN GÖNDEREN ARKADASIMA TESEKKUR EDIYORUM J BUNU IYIYEMI KÖTÜYEMI YORMALI BILEMIYORUM AMA BEN IYIYE ! YORMAYI TERCIH ETTIM JJJ January 10
ÇOK ÖNEMLİ !! ÇOK ÖNEMLİ
Doç.Dr.Osman Genç Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Kınıklı-Denizli Tıp laboratuarı Fordwerke'den tıbbi haber.. Kısa süre önce bir kadın son derece önemsenmeyen bir sebepten dolayı hayatını kaybetmiştir. '' SEBEP!..... Hayatını kaybeden kadın Genfer Gölü'nde piknikteyken, bir kutu içeceği (Fanta,Kolav.vs.)Kutusundan içti. Pazartesi günü Lozan'daki CHUV'ye sevk edildi ve Çarşamba günü vefat etti. Otopsi sonucu Leptospiroz fulgurante'den olduğu anlaşıldı. Tekneye bardak götürmemişti ve içeceği direkt kutudan içmişti. Kutular kontrol edildiğinde, kutularda fare urini (idrari) bulunduğu, yani Leptospiras ile kirlendiği ortaya çıktı. Muhtemelen kadın, kutunun ÜSTÜNÜ TEMİZLEMEDEN AĞZINA GÖTÜRÜP İÇMİŞTİ... Kutunun üstüne Fare urini bulaşmış ve kurumuş, ki bu zehirli maddeler içermektedir, bu da Leptosiproz'u ortaya çıkaran Leptospiras içerir. Bu kutular fare bulunan depolarda muhafaza edilir ve temizlenmeen Pazar'a surulur. Kutular satın alındıktan sonra buzdolabına konulmadan önce bulaşık deterjanı ile özenle temizlenmeli. İspanya'da INMETRO tarafından yapılan bir araştırma sonucunda, kutular tuvaletlerden daha da fazla kirlidir!!! Bu mesaji olabildiğince çok insana ulaştırınız.. ve kendinize çok dikkat edin..
TÜRKIYEDEN BURAYA BANA BU MESAJI EMAIL ILE ATAN ARKADASIMA TESEKKURLER
BEN KENDIMI BILDIM BILELI KUTULARI VE TETRAPACK LARI ALINCA DOLABA KALDIRMADAGAN EVVEL ILLAKI YIKAR ÖYLE KALIRIRDIM AMA SIMDI DAHADA COK DIKKAT ETMEM GEREKTIGINE INANDIM ACIKCASI January 07 bir hayldin öncesinde adın konmuş aşk dilinde ben senin sadece imkansızındım kelimeler tükendi de sen bitmedin bak içimde bunu senden beklemezdim hangi yalan hangi sebeb cevabın yok bitti demek belkide ben senin korkularındım zorundayım..zorundasın..hangi yolun sonundasın belkide sakladıgın bir şey var biri varsa aramızda cığlıklarım yanlızlığa bu ayrılık akşamında gözyasıma boguldu dünya sorma bana sensizliği sorma bana gücün yoksa gelen aynı giden aynı bırak beni yanlızlığıma... hangi yalan hangi sebeb cevabın yok bitti demek belkide ben senin korkularındım zorundayım..zorundasın..hangi yolun sonundasın belkide sakladıgın bir şey var...
 December 31
Penceresi önünde karanfil saksı . Oturmuş yazar yarim birine yazı Kimi sever bilinmez dumanlı başı . Zalim olma sevdicegim taşdan değilim Batmam elin üstüne diken değilim . Zalim olma sevgilim taştan değilim Kaldır başını bir bak haram değilim Penceresi önünde üzümlü asma . Benden başka birini aklına takma
Benimkide yürek canım üstüne basma . Zalim olma sevgilim taştan değilim Batmam elin üstüne diken değilim . Zalim olma sevdicegim taştan değilim Döndür başını bir bak haram değilim December 19
ÇOCUKLUĞUMUN BAYRAMLARI… Bayram deyince aklıma ilk gelen, rugan ayakkabılarım, fırfırlı çoraplarım, büyüklerin geç saatlere kadar uğraştığı ev baklavası ve işlemeli beyaz mendillerim. Ailem ve komşularımız. Eskinin kokusu ve özlemi burnumda tüten. Hüzünleniyor insan! Şimdiki bayramlar bir başka ahenk, bir başka ilişki? Kalabalıkların içinde tek başınıza kaldığınız görünce ürküyorsunuz. Bayramlarda çocukluğuma dönüşler yaşıyorum. Ailece bir araya geldiğimiz kalabalıklardan, çekirdek aileye dönüştük git gide.. Keyifli geçen Bayram günleriydi o günler. Büyükler ayrı bir yerde anıları tazelerdi. Kurulan bayram sofralarında yapılan doyumsuz sohbetler mutluluk vericiydi. Topladığımız harçlıklarla alacağımız oyuncakların hesabını yapardık. İşlemeli mendillerimizin arasına koydukları harçlıkların değeri bir başka olurdu. İçindeki şeker, çikolata ve bayram harçlığı zarafetle sunulurdu. Utana, sıkıla alırdık. Oysa şimdi ne işlemeli mendil kaldı nede zarafet. Çocuklar büyüklerinin gözlerinin içine bakıyor harçlığı almak için. Direk miktarı soruyor ve hatta istedikleri miktarda olmazsa burun kıvırıyorlar ve tepki veriyorlar! Mendili düşünen kim. Çikolatayı avuçluyorlar şekerlikten. Kapı kapı dolaşan şeker toplayan çocuklar da, torbalarındaki şekerleri geri dönüşüm olarak ailelerine kazandırıyorlar. Bu da farklı bir ticaret yöntemi oldu. Yaşam şartlarının zorluğu al – ver, ver – al yöntemi ile imece usulü yaşıyoruz işte... Bin bir zahmetle yapılan ev baklavaları artık hazıra kendini teslim etti. Uğraşacak hatun kaldı mı? Artık gelişen ve değişen trende ayak uyduruyoruz. Hazır kolayımıza, işimize geliyor. Değeri de o kadar oluyor. Büyüklerimizin verdiği zahmeti anlamak için uğraşmak gerek. O da nerede..Her şeyin hazırı varken… Özlemim aile bağlarının çocukluğumdaki gibi sürdürülebilmesi. Şimdi iş hayatı, yoğunluk, yaşam temposu ve hırslarımız bir şekilde özlemlerimizi köreltiyor. Bu nedenle gelenek ve göreneklerimizin önemini yeni nesil algılayamıyor. Aileler bayramları tatil anlayışı içinde değerlendiriyor. Çocuklarda bayramların özel anlamını kavrayamıyorlar. Bayramların insanları bir araya getirmek, aile bağlarını kuvvetlendirmek, küsleri barıştırmak gibi farklı mesajları var. Geleneksellikten uzaklaşıyoruz... Ve her geçen gün yok oluyoruz. İnsanlığımız hatırlatan değerleri kendimiz siliyoruz. Saygılarımızı – sevgilerimizi erteliyoruz gelecek zamana. Aslında hiç gelmeyecek zamana ertelenen sevgilerimize ulaşamıyoruz. Neden mi? Çok geç olabiliyor. Yaşamın nerede biteceğini kestiremediğimiz bugün-yarın diye ertelediğimiz saatlerin geri dönüşümünde treni kaçırmış, acılara sığınmış olabiliriz. Geç kalmadan, yarın demeden sevdiklerinizi aklınıza düşmeden görev bilin arayın. Bir gün sesini bile duymaya fırsat bulamayabilirsiniz! Tıpkı benim gibi,,, Özlediğin, gidip göremediğindir; ama, gidip görmek istediğin, Özlem, gidip görememendir; ama gidip görmek istemen , Özlediğin, gidip görmek istediğin- ama gidip göremediğin Özlem, gidip görmek istemen- ama gidememen, görememen; gene de, istemen, git gör çok geç olmadan! Sevgi ve Sağlıkla Nice Mutlu Bayramlara…![[4082020349510886]bayram10087](http://blufiles.storage.live.com/y1pFzJaEuMAxXT4yBGJ5vp0eTbk_V0z5Tzevo9SIeyrun_wZX-s_YCQDEy2I0UC8QwptymrPixyxSQ)     December 18
Hayat her zaman istediğimizi bize vermez. En olmazları da dizer kapımıza. Acılar da olur yaşamımızda sevinçler de. Yaşam bir soluğa tutunarak ayağa kalkmaktır. Ne acılardan kaçabiliriz ne de sevinçlerden. Her kaçış bir yakalanma, her sakınma biraz daha tutulma olur. Bazen bıçak sırtında kaçmak ve kalmak arasında bir yerde, zorda kalırız. İnsan yaşamında gönlün istediği hep sona kalır. Yaşadıklarımızın çoğa yakını istemlerimizle şekillenmez. İstemlerimizi şekillendiren, onları belirleyen de bizi saran doğa ve toplum olur. Bu yüzden; çok az ve insan yaşamında önemli olmayan ayrıntılarda istemlerimiz ile örtüşen şeyler yaşadığımıza şaşmamak gerekir. Yaşadığımız büyük yaşanmışlıkların hepsi -aşk bunlar içinde en önde gelenlerden biridir- öyle hesabı kitabı yapılarak yaşanan şeylerden hiç bir zaman olmamışlardır. Aşk denildiği gibi; hazırlıksız yakalayandır. O en olmaz zamanda, hiç hesapta yokken çalar kapısını yüreklerimizin. Şaşkınlığımızdan, ne yapacağımızı bilmediğimiz o an, fırsatı kaçırmadan bir güzel girip içeri yer eder gönlümüzde. Biz olup bitenin farkına vardığımızda ise iş işten çoktan geçmiş olur. Aşk üzerine yazılmış binlerce yazı, kitap vardır. Ama o henüz ne olduğu bilinmesi mümkün olmayan bir fenomen olarak kalmayı başarmıştır. Aşkın tarifinin zorluğu, tüm soyut kavramların tanımında yaşanan zorluktan faklıdır. O tek hecelik dile kolay sözcük, kendini yaşayan ve yaşatan yanıyla tüm diğer duygulardan farklı olarak, insan yaşamı üzerinde büyülü bir etki yapar. Sınırsız bir güç kaynağı ve yenilenme olur. O dağları deldirebilir insana, çölleri aşırtabilir. Büyük kavgalara gözü kapalı girilir onunla. Yenmek, yenilmek anlamını yitirebilir bu kavgada. Aşkın çizdiği sınırlar coğrafya atlaslarının çizdiğini aşar, o dillerin ve dinlerin en olmaz kuralarını yıkar, yerle bir eder, kutsalları dize getirir. Aşk bir yanı ile günün zorundan kaçıştır. Ama bu kaçış öyle dingin, sakin bir yaşamın kıyısında soluk almak olmaz asla. Fırtınaların her şeyi alt üst ettiği, her şeyi yeniden yazdığı, adı dahi olmayan bir yerdir aşkla varılan. Yaşamın yorgun renklerinden kaçış olan aşk, geceye gökkuşağı çeker renk olur ışık olur yıldızlarla yarışan. O bizi bilinenden alıp, bilinmezde kayıp olmalara savuran hoyrat deli rüzgârların ta kendisidir. O yakan yakılan kızıl yangındır ve yaramaz, asi çocuğudur duyguların. Ne laftan anladığı görülmüştür onun ne söz dinlediği olmuştur... Aşk ile isyanın yan yana gelmesi hiç de tesadüfi değildir. Her isyanın kendince salladığı kızıl bayrakları olur. Günün getirdiğine, toplumun sınırlarını çizdiğine baş kaldırışın bin bir çeşidi var. Aşk da bunlar içinde sadece birdir. Ama öyle sıradan bir baş kaldırış değildir aşk. Öyle kolayından bir isyan, başkaldırış diyerek geçileceklerden hiç değildir o. Önce onu yaşayanların yüreklerinde, sonra toplumda derin izler bırakır. Yaşanan aşklardan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmaz. Her şey yeniden şekillenir, yeniden var olur. 17 Aralık 2007 Pazartesi h.kaya December 16
http://www.nergiz76fm.de/
Artık geleneksel hâle gelen Canlı Yayın
Tolga ile TÜRKÜ GECESİ
15. Aralık 2007 Cumartesi akşamı saat 20.00 de yayına girecekdir.
Tüm değerli dostlarımızı Tolga'nın canlı yayınına bekler hoş sohbet bol eğlenceler dileriz.
NergizFM Ailesi
|
|
|
|